Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğü, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 84. yılı ve 10 Kasım Atatürk'ü kaybımızın yıldönümü olması nedeniyle 'Atatürk ve Cumhuriyet' ile ilgili bir dizi bilimsel toplantı düzenledi. 2 ay sürecek olan bu toplantıların ilki dün ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. "CUMHURİYETİMİZİN FELSEFİ TEMELLERİ VE GELECEK" adı verilen ilk toplantıda "Cumhu riyet ve Demokrasi'nin Felsefi Temelleri" konusunda Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hakan Poyraz ve "Cumhuriyetimiz 2100'lü Yıllara Doğru" konusunda ESOGÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahattin Turan dinleyicileri bilgilendirdiler. Oturum Başkanlığını Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Halil Buttanrı'nın yaptığı toplantıda, Prof. Dr. Hakan Poyraz, Cumhuriyet kelimesinin felsefi boyutlarını anlatırken,"Cumhuriyet rejimi erdem rejimidir. Erdem fazilet demektir. Cumhuriyet, laik, sosyal ve hukuk kavramları ile vardır. Bu kavramlarla nasıl bir erdem rejimi olduğu anlaşılıyor. Ünlü filozof Aristoteles erdemi tanımlarken, her eylem ve sanat her araştırma bir iyiye ulaşmak içindir. Bu ana gayeye ulaşmaya çalışılıyorsa erdem yapılan işte iyiye ulaşmaktır demiştir. Canlılar içinde insanı akıl ayırır. Akıl kendi iç dinamiği ile aklın ürettiği bilgiyi, bilginin sistemleşmiş hali bilimi sağlıyor. İnsan olmanın erdemi insan aklının ürettiği bilimle gerçekleşir. Cumhuriyet Nasıl Bir Erdemdir? Sorusunun cevabı ise işini en iyi yapmak anlamına gelen erdeme ulaşmak için insan denilen varlık insan olma işini, ahlakı ve aklıyla doğrulara varmak ister. İnsan özgür ve egemendir. Önce kendine egemendir. Özgür kişiyi hem özgür bırakıp hem söz hakkı vermezseniz o insanı mutsuz kılar. Kendi aklıyla doğruları sorgulayan insanı -sen bilemezsin, yönetemezsin gibi- küçümserseniz oligarşiye doğru gidersiniz. Cumhuriyet muhafaza edilmeli bunun için önce laiklik ve demokrasi muhafaza edilmelidir. İnsanın temelde evrenin özü olduğuna inanıyorsak insandan cumhuriyeti muhafaza etmesi beklenmelidir" dedi. Doç. Dr. Selahattin Turan ise 'Akıllı ve Yaratıcı Türkiye' başlığı ile başladığı konuşmasında daha sonra şunları söyledi: "Ağ toplumunun yükselişi, yeni bir toplum, yeni bir insan, yeni bir gelecek söylemini de zorunlu kılmaktadır. Ağ toplumunun yükselişi ile birlikte hayata ve topluma ilişkin geleneksel algı ve düşüncelerimizin önemini kaybetmiştir. Son 50 yılda bilgi, beceri ve yaratıcılığın hayatın her alanında belirleyici olmasına rağmen Türkiye'deki eğitim kurumlarının bu dönüşüme paralel yeniden yapılandırılmadığını görmekteyiz. Akıllı, yaratıcı ve sanal bir gezegende yaşıyoruz. Bir toplumun geleceği, bu gezegenin yeni parametrelerine göre kendini yeniden tasarlamasıyla şekillenecektir. Bilgisayarlar, sesimizi, vücut ısımızı, elektrik alanımızı, hareketlerimizi algılayıp internete aktaracak noktaya gelmiş bulunuyor. Her türlü bilgi sınır ötesi şekilde paylaşıma açılmakta; hatta insana ilişkin her türlü bilgiler bile e-ortamda yer almaktadır. Araştırmalar, dünyaya ve hayata ilişkin yeni bakış açıları geliştirmemizi zorunlu kılmaktadır. Akıllı birey, akıllı toplum, akıllı gelecek; sanal birey, sanal toplum, sanal gelecek; yaratıcı birey, yaratıcı toplum, yaratıcı gelecek gibi metaforik kavramlar etrafında akıllı Türkiye, yaratıcı Türkiye, sanal Türkiye'yi bugünden tasarlamamız gerekiyor. Bugün dünyanın her yerinde üretilen bilimsel bilgi ve doküman elektronik ortamda depolanmaktadır. Google, 2020'den önce insanlığın beş bin yıllık tarihini e-ortama taşımayı ve bütün dillerde kullanıcıların hizmetine sunmayı temel hedef olarak belirlemiştir. Kişisel DNA kodları çözülüyor. Gelişmiş bazı toplumlar gelecekte ölümsüzlük açısından sağlayacakları gelirle geleceklerini tasarlıyorlar. Eğer insanlık kendi sonunu kendi getirmezse; gelecek bugünden çok farklı olacaktır.
 |